Lüksün Yeni Standartları: Spectre Series II
Rolls-Royce dünyasında saatler hala analog bir hassasiyetle işliyor. İngiliz üretici, elektrikli modeli Spectre’nin Series II güncellemesinde teknik altyapıyı kökten değiştirmek yerine, markanın imzası haline gelen kişiselleştirme seçeneklerini zirveye taşımayı hedefliyor. Peki, 2,9 ton ağırlığındaki bu devasa lüks otomobil, bir yarış pistinin zorlu virajlarında nasıl hissettiriyor?
Eğer garajınızda halihazırda yedi otomobiliniz varsa ve arkadaşlarınızın sizden daha özel, tek üretim araçlara sahip olması sizi düşündürüyorsa, tipik bir Rolls-Royce müşterisi profiline sahipsiniz demektir. İngiliz üreticinin ‘Series II’ olarak adlandırdığı bu makyaj operasyonu, tam da bu tür özel beklentilere yanıt vermek için tasarlandı.
Bespoke Programı ile Sınırları Aşmak
Rolls-Royce, Duke of Richmond’un arazisinde yer alan tesisine yaptığı yaklaşık 300 milyon Euro’luk yatırımla üretim alanını iki katına çıkardı. Ancak bu genişleme, seri üretim adetlerini artırmak için değil, markanın ‘Bespoke’ yani kişiye özel üretim programına daha fazla alan yaratmak için yapıldı. Günümüzde hiçbir Rolls-Royce, Spectre kadar yoğun bir kişiselleştirme sürecinden geçmiyor.

Pist üzerindeki sürüş deneyimimiz, bu ağırbaşlı devin sadece konfor odaklı olmadığını, teknolojik altyapısıyla da her türlü sürüş koşuluna uyum sağlayabildiğini kanıtlıyor. Rolls-Royce, Series II ile sadece bir otomobil değil, sahiplerinin karakterini yansıtan yürüyen bir sanat eseri sunmaya devam ediyor.
Kaynak: www.auto-motor-und-sport.de