Yıllardır Avrupa otomotiv endüstrisinin büyüme motoru olarak görülen Çin pazarı, Mercedes-Benz, BMW ve Audi gibi devler için artık en büyük zayıflık noktasına dönüştü. Mobility Global verilerine göre, bu markaların Çin’deki fabrikaları 2025 yılında kapasitelerinin %50’sinin altında çalıştı. Bu oranın 2030’a kadar %44’e gerilemesi bekleniyor; oysa 2010’lu yıllarda aynı tesisler neredeyse tam kapasiteyle üretim yapıyordu.

Elektrikli araç rekabetinde ibre Çinli markalara döndü
Çinli tüketicilerin tercihleri köklü bir değişim içinde. Alman premium modelleri içten yanmalı motorlarda hala itibar görse de, stratejik öneme sahip elektrikli araç segmentinde BYD, Geely, Li Auto ve Xpeng gibi yerli üreticiler; dijital arayüzler, hızlı şarj teknolojileri ve fiyat avantajlarıyla pazarın hakimi konumunda. Alman markaları ise bu yeni nesil rekabetin gerisinde kalıyor.
Mercedes-Benz’in karlılığı ciddi oranda düştü
Yaşanan krizin boyutları Mercedes-Benz’in son verilerine yansıyor. Şirketin otomobil biriminin operasyonel karı bir yıl içinde %94 gibi çarpıcı bir düşüşle 49 milyon euro seviyesine geriledi. Çin’deki teslimatların %30 azalması ve rekabetçi fiyat baskısı nedeniyle ortalama satış fiyatının 67.700 eurodan 64.700 euroya düşmesi, Alman premium üreticilerinin yaşadığı darboğazı gözler önüne seriyor. Benzer şekilde Audi de E5 Sportback modeliyle yaşadığı satış düşüşüyle zor günler geçiriyor.

Roller değişiyor: Çinliler dünyaya açılıyor
Alman devleri Çin’de kapasite fazlası ve pazar kaybıyla boğuşurken, Çinli üreticiler rotayı küresel pazarlara çevirdi. 2026’da ihracat satışlarının 10 milyon araca ulaşması bekleniyor. Avrupa’daki gümrük vergilerini aşmak için yerel üretim yatırımları ve Stellantis gibi gruplarla kurulan ortaklıklar, Çinli markaların stratejik hamleleri arasında yer alıyor. Bir zamanlar Alman otomotiv endüstrisinin ‘el dorado’su olan Çin, artık dengelerin tamamen değiştiği bir rekabet sahasına dönüşmüş durumda.

Kaynak: www.automobile-magazine.fr