BMW’nin üçüncü çeyrek performansını incelediğimizde, genel tablonun ötesinde oldukça karmaşık bir tabloyla karşılaşıyoruz. ABD pazarında satışlarını %3,4 artırarak toplamda 100.210 araca ulaşan marka, yılın ilk dokuz ayında ise %4,3’lük bir büyüme sergiledi. Ancak bu genel büyüme verileri, markanın içindeki bazı modellerin yaşadığı dramatik değişimleri gizleyen bir perde görevi görüyor. Sizin için bu rakamların ne anlama geldiğini ve BMW dünyasındaki bu keskin ayrışmayı analiz ettik.
Sedan modellerde beklenmedik yükseliş
Otomotiv dünyasında sedanların popülaritesinin azaldığına dair genel kanı, BMW’nin 3 Serisi satışlarıyla adeta çürütülüyor. 3 Serisi, üçüncü çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre %46,4’lük inanılmaz bir artışla 11.256 adetlik satışa ulaştı. Bu durum, sürüş dinamiklerine odaklanan sedan modellerin hala güçlü bir müşteri kitlesine sahip olduğunu kanıtlıyor. Aksine, 4 Serisi sabit kalırken 5 Serisi satışlarında %20,6 oranında bir gerileme yaşandı. Bu veriler, tüketicinin tercihinin belirli segmentler içerisinde çok keskin bir şekilde değiştiğini gösteriyor.
SUV tarafında X5 fırtınası ve model değişim sancıları
SUV modelleri ise BMW’nin satış hacmini sırtlamaya devam ediyor. Özellikle X5 modeli, üçüncü çeyrekte 22.213 adetlik satışla markanın en çok tercih edilen aracı konumuna yükseldi. X5’in başarısı o kadar büyük ki, tek başına 2, 5, 7, 8 Serisi ve Z4 modellerinin toplamından daha fazla sattı. Buna karşın, X4 ve elektrikli iX modellerinde %96’lık devasa bir düşüş yaşanması dikkat çekici. BMW, bu düşüşü planlı model değişimleri ve mevcut pazar koşullarıyla açıklıyor. Özellikle iX3 ve i7 gibi yeni nesil elektrikli araçların teslimatlarına geçiş süreci, bu rakamların geçici bir durum olduğunu gösteriyor. Plug-in hibrit modellerin ise %23,2’lik artışla yükseliş trendinde olması, hibrit teknolojisine olan ilginin sürdüğünü kanıtlıyor.
Bu konudaki diğer yazılar için Haberler kategorisine göz atabilirsiniz. Kaynak: www.carscoops.com