Wolfsburg’daki merkezde yöneticiler, önümüzdeki yılların stratejilerini belirlemek için yoğun bir mesai harcıyor. Otomotiv dünyasında Volkswagen krizi olarak adlandırılan süreç, sadece kemer sıkma politikalarıyla aşılamayacak kadar derin bir yapısal değişimi işaret ediyor. Şirket, 2030 yılına kadar yüzde 9’luk bir kârlılık hedeflerken, düşen satış rakamları karşısında yeni bir yol haritası çizmek zorunda. Sadece tasarruf etmek, markayı rekabetin zirvesinde tutmaya yetmeyecek.
Teknoloji odaklı dönüşüm stratejisi
Çin’in 15. Beş Yıllık Planı, otomotiv sektöründe dengeleri kökten değiştiriyor. Özellikle elektrikli ve hibrit araçlarda (NEV) yakalanan yüzde 70’lik pazar payı hedefi, Volkswagen için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Volkswagen, Salzgitter ve Valencia’daki fabrikalarıyla kendi batarya hücrelerini üretmeye odaklansa da, Çinli rakiplerin maliyet avantajı karşısında zorlanıyor. Volkswagen Teknik Yönetim Kurulu Üyesi Thomas Schmall, batarya teknolojisine hakim olanın elektrikli araç pazarını yöneteceğini savunuyor. Bu nedenle şirket, Çin’e olan bağımlılığını azaltmak için teknolojik yatırımlarını hızlandırıyor.

Otonom sürüş ve yazılımın önemi
Geleceğin otomobilleri, yalnızca mekanik aksamlarıyla değil, yazılım ve elektronik kapasiteleriyle ayrışacak. Otonom sürüş teknolojileri, 2035 yılına kadar 400 milyar dolarlık bir pazar potansiyeli sunuyor. Volkswagen, Cariad yazılım birimiyle yaşadığı zorlukların ardından, Rivian ile kurduğu ortaklık ve MOIA projesi ile açığı kapatmayı hedefliyor. MOIA’nın 2027 yılında otonom taşımacılıkta devreye girmesi, markanın Avrupa pazarındaki teknolojik liderliğini belirleyebilir. Geleneksel binek otomobil satışlarının düşüş trendine girdiği bir ortamda, robotaksiler ve otonom kamyonlar, Volkswagen için yeni ve sürdürülebilir gelir kapıları açabilir.
Bu konudaki diğer yazılar için Haberler kategorisine göz atabilirsiniz. Kaynak: www.auto-motor-und-sport.de
2 comments