Avrupa’nın otomotiv devlerinden biri olan Almanya’nın otobanlarında sessizce süzülen elektrikli araçların sayısı artıyor olsa da, ülkenin bu dönüşümdeki hızı beklentilerin altında kalıyor. Ayvens tarafından yayınlanan 2026 Mobilite Rehberi, Almanya’nın elektrikli araç (EV) pazarındaki konumunun Avrupa genelinde orta sıralara gerilediğini gözler önüne seriyor.
Avrupa Sıralamasında 12. Basamak
Yeni verilere göre Almanya, 100 puan üzerinden 61 puan alarak Avrupa genelinde 12. sırada yer bulabildi. Norveç 93 puanla zirvedeki yerini korurken; Belçika, Hollanda, Avusturya ve Portekiz gibi ülkeler Almanya’yı geride bıraktı. Almanya, gelişmiş EV pazarları kategorisinde yer alsa da, 60 puanlık sınırın sadece bir puan üzerinde kalarak kıl payı kurtuluyor.
Lojistik ve Altyapı Sorunları
Rapor, başarısızlığın temelinde artık araç bulunabilirliğinin değil, işletme maliyetleri ve altyapı eksikliklerinin yattığını belirtiyor. Almanya’da her 1.000 kişiye düşen 1,9 halka açık şarj noktası, Hollanda’daki 10,2 veya Belçika’daki 6,5 rakamı karşısında oldukça sönük kalıyor. Özellikle özel otoparkı olmayan kullanıcılar için şarj karmaşası, elektrikli araç sahipliğinin önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor.

Gizli Güç: Hızlı Şarj Ağları
Ancak bu istatistikler tek başına yanıltıcı olabilir. Ayvens raporu, şarj noktalarının sadece ‘sayısına’ odaklanıyor. Almanya, komşularının aksine yavaş AC şarj cihazları yerine otobanlarda 300-400 kW gücündeki yüksek hızlı şarj (HPC) istasyonlarına yatırım yaptı. Bu stratejik tercih, uzun yolculuklarda Almanya’yı Avrupa’nın en yetenekli ülkelerinden biri haline getiriyor olsa da, mevcut puanlama sisteminde bu teknik üstünlük yeterince karşılık bulmuyor.
Ekonomik Veriler Umut Verici
Olumlu bir gelişme olarak, Almanya’da elektrikli araçların işletme maliyetleri (TCO) ilk kez içten yanmalı motorlu araçların altına indi. Dört yıllık bir periyotta elektrikli araçlar kilometre başına 35 cent maliyet üretirken, benzinli veya dizel araçlarda bu rakam 36 cent seviyesinde. Yine de Portekiz gibi ülkelerde bu makasın çok daha açık olması, Almanya’nın vergi ve teşvik politikalarında daha agresif adımlar atması gerektiğini gösteriyor.
Kaynak: www.auto-motor-und-sport.de