Otomotiv dünyası, Avrupa Birliği’nin sıkılaşan emisyon regülasyonları ile zorlu bir sınav veriyor. Sektördeki enflasyonist baskılar, Çinli üreticilerin rekabeti ve lojistik engellerle boğuşan markalar, artık sadece satış rakamlarını değil, ortalama CO2 salınım değerlerini de tutturmak zorunda. AB, 2025 hedefleri için üç yıllık bir esneklik tanımış olsa da, bazı üreticilerin emisyon ortalamaları hedeflenen seviyelerin aksine yükselme eğilimi gösteriyor.
Mazda ve Seat Neden Risk Altında?
Yılın ilk yarısına dair veriler, emisyon konusunda en çok zorlanan markaların başında Seat, Mazda, Nissan ve Dacia’nın geldiğini ortaya koyuyor. Özellikle Mazda’nın emisyon ortalamasındaki artış dikkat çekici. Mevcut kurallara göre, belirlenen her bir gramlık aşım için üreticilere araç başına 95 Euro’luk ciddi bir ceza kesilmesi söz konusu. Bu durum, özellikle 2027 yılına doğru üreticilerin karşısına kabarık faturalar çıkabileceğini gösteriyor.

Seat’in durumu Volkswagen Grubu’nun stratejik kararlarıyla açıklanabilirken, Mazda ve Dacia özelinde sorun daha çok motor teknolojisi tercihlerinde yatıyor. Mazda, uzun yıllar büyük hacimli içten yanmalı motorlara odaklanmayı tercih etti. Toyota gibi hibrit teknolojilerinde devrim yaratan rakiplerinin aksine, Mazda’nın elektrikleşme hamlesi Avrupa pazarındaki emisyon hedeflerini dengelemek için henüz yeterli seviyeye ulaşmadı.
‘Pool’ Stratejisi Bir Çıkış Yolu mu?
Üreticiler bu cezaları bertaraf etmek için ‘pool’ (emisyon havuzu) sistemine başvuruyor. Örneğin Mazda ve Subaru, düşük emisyon değerlerine sahip Toyota ile aynı grupta yer alarak, Toyota’nın elde ettiği emisyon avantajından faydalanıyor. Bu sayede Toyota’nın 86 g/km’lik başarılı ortalaması, Mazda’nın yüksek değerlerini dengeleyerek cezalardan kaçınmasını sağlıyor.

Ancak uzmanlar uyarıyor: AB’nin bu gri alanı ne kadar süre tolere edeceği belirsiz. Elektrikli araç pazar payının artışıyla birlikte, gelecekteki düzenlemelerin havuz sistemini kısıtlayabileceği ve markaları kendi emisyon başarılarıyla baş başa bırakabileceği konuşuluyor. Eğer bu gerçekleşirse, Mazda, Dacia ve Nissan gibi markalar için süreç oldukça sancılı geçebilir.
Kaynak: www.automobile-magazine.fr